Türk çalış, çalış, çalış
Ahmet İnsel.
08/05/2011 Radikal İki.
Türkiye, Avrupa ülkelerine göre en uzun ortalama haftalık çalışma süresine sahip. Türkler az paraya rağmen Norveçlilerden az hastalanıyorlar.
Çalışma süresiyle ilgili ilk mücadeleler 14. yüzyılın başında ortaya çıktı. Bu mücadeleler bugün anladığımız biçimde haftalık veya günlük çalışma saati hesabına dayalı değildi. Dini bayramlarda veya özel günlerde çalışılmaması talep ediliyordu. Bugün anladığımız biçimde çalışma süresi kavramının ortaya çıkışı sanayi devrimine rastlar. 18. yüzyılda İngiltere’de çalışma süreleri günlük olarak hesaplanmaya başlandı. Çünkü ücretli emek düzenine geçilirken, emekçilerin çalışmalarının senkronize olması gereği ortaya çıkmıştı. Böylece yapılan işle tanımlanan emek anlayışından, çalışılan zamanla ölçülen emek anlayışına geçildi. Günde 14-15 saat, haftanın yedi günü, kadın, çocuk farkı gözetmeden çalıştırılan sanayi işçilerinin, proletaryanın maddi ve manevi sefaleti sosyalist bilincin oluşmasındaki birincil etmen oldu.
19. yüzyıl başında yayımlanan tıbbi raporlar, son derece uzun ve ağır çalışma koşullarının yarattığı insani tahribatı etraflı biçimde tarif eder. Toplumsal baskı, önce çocukların günlük çalışma süresinin sınırlanmasını gündeme getirdi. Sonra kadınların çalışmasıyla bazı sınırlamalar geldi. Buna paralel olarak, emekçilerin mücadeleleri sonunda çalışma süreleri kısalmaya başladı. 1884’te ABD’de sendikalar, günlük çalışma süresinin 8 saate inmesini talep ettiler. 1 Mayıs, bu talebin bütün dünyada işçi örgütleri tarafından benimsenmesinin anma günüdür. 19. yüzyıl sonunda, bazı işkollarında haftada bir gün tatil hakkı elde edildi. Yıllık izin hakkının elde edilmesi için 20. yüzyıl ortasını beklemek gerekti. 19. yüzyıl başında yılda 3500-4000 saat olan çalışma süresi, 20. yüzyıl sonunda 2000 saatin altına indi. Bu düşüş, kişi başına verimliliğin artmasına rağmen, istihdamın da artmasını sağladı. Ama bugün birçok ülkede 20. yüzyıl başı çalışma koşulları hâlâ yürürlükte. Ayrıca muhafazakâr-neoliberal karşı devrim, yıllık ve günlük çalışma sürelerinin kısalması eğilimini durdurdu. Kısmen bu nedenle bugün büyümenin istihdam yaratıcı kapasitesi eskisine göre çok daha sınırlı.
Türkiye Avrupa birincisi
Türkiye bugün Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında en uzun ortalama haftalık çalışma süresinin geçerli olduğu ülke olarak göze çarpıyor. Resmi çalışma haftası 45 saatle Avrupa ortalamasından 6,4 saat fazla. AB’de haftalık resmi çalışma süresi en fazla 40 saat. Fiili çalışma süresine gelince durum daha kötü. Olağan çalışma haftası Türkiye’de ortalama 53,7 saat. Türkiye’de ücretliler Avrupa’dakilerden üç kat fazla mesai yapmak zorundalar.
Sadece Avrupa’ya göre değil, dünya verilerine göre de Türkiye haftalık çalışma süreleri en uzun ülkeler grubunda yer alıyor. DİSK Araştırma Enstitüsü’nün (DİSK-AR) yayımladığı çalışma süreleri raporunda yer alan bu karşılaştırmalı verilerin kaynağı Eurostat ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusunda araştırma yapan bir başka kuruluş.
Galatasaray Üniversitesi İktisadi Araştırmalar Merkezi’nde (GIAM) Dr. Sezgin Polat’ın TÜİK’in 2009 hanehalkı işgücü anketi verilerinden hareketle hazırladığı “Türkiye’de çalışma saatleri ve kayıtlılık” raporu, DİSK raporunun sergilediği durumdan biraz daha vahim bir tablo ortaya çıkarıyor. Kentte yaşayan, özel sektörde tam zamanlı çalışan ücretli ve yevmiyelilerden oluşan örneklem grubundan çıkan sonuca göre, ortalama haftalık fiili çalışma süresi 55 saat. Kadınlarda bu 50.5 saate iniyor, erkeklerde 56.5 saate çıkıyor. İşyerinde çalışan sayısı azaldıkça, haftalık çalışma süresi artıyor. 10 kişiden az işyerlerinde haftalık çalışma süresi erkeklerde ortalama 58 saat. 500 kişiden fazla işyerlerinde 49.5 saate düşüyor.
11 milyondan biraz az sayıda çalışanı yansıtan bu örneklem grubundakilerin yüzde 33’ü sosyal güvenliğe kayıtlı değil. En uzun haftalık çalışma saatleri madencilik (58.5 saat), ticaret, lokanta ve otellerde (59.5 saat). Sezgin Polat’ın araştırması, eğitim seviyesi arttıkça fiili çalışma süresinin kısaldığını gösteriyor. İlköğretim ve altında eğitim alanlar ortalama 56.2 saat çalışırken, yüksek öğretim yapmış olanlar 49.9 saat çalışıyor. Buna karşılık eğitim seviyesi düştükçe kayıtdışı çalıştırılma artıyor.
GIAM raporunun verilerinden hareket edersek, Türkiye’de özel sektörde çalışan kentli emekçilerin yılda ortalama 2600 saat çalıştıkları sonucu çıkıyor. Buna ulaşım için harcanan zaman dahil değil. İşkolunun özelliklerine göre bu süre 2250 ila 2900 saat arasında değişiyor. İş kazalarının aşırı yüksek olmasının bir nedeni bu tüketici çalışma temposu değil mi?
DİSK-AR raporu, yıllık ücretli izin hakkının kısalığına da dikkat çekiyor. İş Kanunu asgari yıllık izin süresini 14 günle sınırlıyor. 99 ülke arasında Türkiye bu açıdan da en kötü üçte birin içinde. AKP hükümeti 2007’de yürürlüğe giren Genişletilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın çalışanlara yılda en az 4 hafta ücretli izin sağlanmasına ilişkin maddesine çekince koydu. Raporda Türkiye’nin çekince koyduğu diğer üç madde de hatırlatılıyor. Bunlar elbette toplu pazarlık, grev, örgütlenme ve iyi bir yaşam düzeyi sağlayacak ücret haklarına ilişkin maddeler.
Türk hastalanmaz!
Cennet vatanımızda emekçiler sadece çok çalışmıyor, hasta olsa da çalışıyor. Türkiye’ye yabancı yatırımını teşvik için kurulan, Başbakanlığa bağlı resmi ajansın sitesinde övünçle sunulan ve DİSK raporuna aktarılan tabloya göre, Avrupa’da çalışan başına en düşük ortalama hastalık izni Türkiye’de. Bizden iki misli daha fazla hastalık izni kullanan Norveçlilerden daha sağlıklı olduğumuz için olmasa gerek.
Raporda Türkiye’de yeni istihdam yaratmak için en önemli kaynağın çalışma süresinin kısaltılması olduğu hatırlatılıyor. Günlük çalışma saatinin kısalmasının mı ya da yıllık ücretli izin hakkının artmasının mı daha fazla istihdam yaratma etkisi olacağı sorusunun yanıtı işkolu özelliklerine göre değişiyor. AKP hükümeti de işsizliğin azalması için çalışma süresinin kısalması gerektiğinin farkında. Ama bunu resmi çalışma süresini kısaltarak değil, neoliberal dogmaya sadık kalıp kısmi zamanlı çalışmayı özendirerek yapmayı tercih ediyor. Bunun anlamı, aç kalmadan yaşayabilmek için iki veya üç işte birden çalışmak zorunda kalmak demek. Zaten yatırım ajansı da, reel birim ücretin azalmasının yarattığı verimlilik artışını övüyor yabancı yatırımcılara.
Ucuz emek
Haftalık ve yıllık resmi çalışma sürelerinin kısaltılması salt istihdam politikası açısından değil, çalışanların insanca yaşama hakkı açısından da ertelenemez bir gereklilik. Emek örgütleri, bu sıfatı hak etmek istiyorlarsa, haftalık resmi çalışma süresinin azalması ve yıllık ücretli iznin artması için ortak mücadele başlatmaktan imtina edemezler. “Türkiye ekonomisi bu lüksü kaldırmaz” diyenlere, ucuz emeği tepe tepe kullanmanın ne anlama geldiğini ve bunun kime yaradığını sorabilirsiniz.
Konu ile ilgili aramalar:
- almak almak
- türkçe çalış
- www türkçe calış com
- www turkcecalıs com
- türukçe çalış
- resmi çalışma saati
- türkçe çalış com
- türçe çalıs
- türkiye\de ve dünyada çalışma saatleri enstitüsü
- HAFTALIK ÇALIŞMA SAATİ KAÇ TIR
Bu konular da ilginizi çekebilir:
İlgili Konular:
- Ortadoğu nereye? Türk dış politikası ne yöne? (1)
- ABD Büyükelçisi Türk-ABD İlişkilerini Anlattı
- ABD Büyükelçisi Türk-Amerikan İlişikilerini Anlattı 2
- Ortadoğu nereye, Türk dış politikası ne yöne? (2)
- Türkiye’nin Yoksulluk Gerçeği
URL: http://www.sadikcan.com/?p=2559
Etiketler: Çalışma süreleriyle ilgili mücadeleler, Dünya'da çalışma süreleri, Türkiye'de çalışma süreleri, Türkiye'de resmi çalışma saati haftada kaçtır









günde 12 saat çalışan haftada 72 saat yapar izin olursa tabiki yılda 3456 saat yapar izinleri de saydım normalde verilmiyor tamamen zengin zengin devri bu işçi çalıştır sırtından ye